Trafik yoğun, yolum uzun. Radyoda bir program dinliyorum,
herkesin dilinden düşmeyen alkol düzenlemesi, ya da yasakları konuşuluyor.
Ben dinledikçe bunalıyorum. Tamam hadi gündelik olaylara
insanların farklı farklı açılardan bakıp bambaşka şeyler gördüğünü biliriz de
burada öyle yoruma açık bir mesele yok ki, bir kanun tasarısı sunulmuş meclise,
AKP yine büyük ihtimalle tek başına kabul etmiş, yasayı (ya da yasağı)
geçirmişler. Sonra herkes ayaklanmış. “Çok yakında İran olacağız”, “yaşam
şeklimize müdahale ediliyor”...
Bildik durumlar yani.
Sonuçta bunlar kanun maddeleri, meclis tutanaklarından,
resmi belgelerden filan ulaşabiliriz bunlara. Ama biz vatandaşlardan meclis
tutanaklarını okuması beklenmez ki. Biz gerçek(!)leri medyadan öğreniriz. Bizim
yerimize gazeteciler araştırma yapar, bize olan biteni yazar.
Fakat gazetelerde, televizyonlarda ara ki sahiden ne olup
bittiğini bulasın. Gece 10’dan sonra içki satışı yasaklanacakmış. Vay sen misin
bunu yumurtlayan, bizim en temel özgürlüklerimiz elimizden alınıyor nidaları
yükseliyor. Birileri diyor ki Avrupa’nın pek çok ülkesinde de, Amerika’da yasak
bu. Parkta içki içmek de yasak bu ülkelerde.
Doğru mu? Bilmiyorum. Açıkçası bunu araştıracak enerjim de
yok. Gazete değil misiniz, yazsanıza. Avrupa’nın 20 ülkesinde sahiden böyle bir
yasak var, 30 ülkesinde serbest, bilmem nerede şu kadar engelleme var,
şuralarda ise tamamen serbest.
Yazıp bilgilendirsenize bizi. Hayır! Gazeteler ne yapıyor?
Kılıçdaroğlu “içkiyi toptan yasaklasaydınız” demiş, Erdoğan “gidin evinizde için”
demiş.
Bizim hayatımız magazin.
Radyoda programı dinliyorum, katılımcılardan biri CHP’den. Doktor.
“Madem bu yasa gençlerin sağlığıyla ilgili bir yasa, o zaman biz doktorlara da
danışılsaydı, bize soran olmadı” diyor. AKP’nin toplum sağlığıyla filan alakası
yok, onlar tamamen gizli ajandaları doğrultusunda gidiyorlar, alkolü toptan
yasaklamak da bu ajandanın maddelerinden sadece biri. Kendilerinden olmayanı dışlamak
için bunları yapıyorlar diyor.
Diğer katılımcı, bu kanun tasarısını hazırlayan komisyondan,
AKP temsilcisi. Diyor ki bu yasa bütçe ve planlama ile ilgili ve diğer bir çok
madde ile birlikte hazırlandı, bu bir torba yasadır, bunun insanların içki içme
özgürlüğü ile filan alakası da yoktur, biz içki satışını, kullanımını bir
düzene sokmak için bu maddeleri hazırladık, elbette gençlere alkolün
özendirilmesini engelleyecek maddeler de vardı, bunun için sivil toplum
örgütleriyle de, alkol satışı yapan firmalarla da görüştük.
Ve başka ne diyor biliyor musunuz?
Bu komisyonda CHP’li, MHP’li, BDP’li arkadaşlarımız da vardı
ve biz tamamen fikir birliği içinde bu maddeleri hazırladık. Şimdi neyi
tartışıyorsunuz, aklım almıyor diyor.
Benim de aklım almıyor. Ama benim aklımın almadığı şey
başka. Yok, onlar haklı bunlar haksız derdinde değilim. Fakat bu kadar aklı
başında insan bir araya gelip şu işin aslını bize nasıl olup da
anlat(a)mıyorlar? Onu anlamıyorum.
AKP’li vekil bu maddelerin pek çoğu gelişmiş ülkelerden alınmıştır,
isteyen araştırsın diyor.
MHP’li vekil araya girip “yabancı ülkelerden örnek mi
istiyorsunuz, hay hay, o zaman şuna bakalım, hangi ülkenin başbakanı kendi
topraklarında 52 vatandaşı ölmüşken bölgeye değil de Amerika’ya gider, üstüne dönüşünde
bu bölgede miting yapar, mitingten bir gün sonra da İstanbul’a dönüp atlı
karıncaya biner?” diyor.
Yahu tamam trafik yoğun, yolum da uzun. Ama beni bu denli
zırvalıklarla ne hakla bunaltıyorsunuz? Diyelim haklısın kardeşim, tamam bir
başbakan böyle yapmamalı.
Ama ne alakası var şimdi yahu? Bunun konumuzla ne alakası
var?
Yok. Ama bizim okuduklarımızın, dinlediklerimizin konuyla
bir alakası olması da gerekmiyor zaten. Bizim hayatımız magazin.
Öyle bir komisyon düşünün ki, AKP’lisi, CHP’lisi, MHP’lisi,
BDP’lisi, hep birlikte bu maddeleri hazırlamışlar. Anlaşmazlığa filan da
düşmemişler.
Ama bu konu magazinin önüne atıldığı anda ister istemez CHP’lisi
“ne oluyor, neleri yasaklıyorsunuz böyle?” diye bağırmaya başlıyor. O
komisyonda sen de vardın be birader, ne oldu birden?
Peki AKP ne yapıyor? Bu komisyonun başkanı “konunun sağlıkla
alakası yok, bu bütçe ve planlama ile ilgili” derken başbakan çıkıp “İşte ey
halkım! Biz bu yasayla gençlerin sağlığını koruyacağız” diyor. Ve “iki ayyaşın
yaptığı kanunu kabul ediyorsunuz da dinimizce yasaklanmış bir şeyi neden kabul
etmiyorsunuz?” diye iyice deli saçması bir laf yumurtluyor.
İki ayyaş kim? Bu konunun dinle ne alakası var? Ülkeyi dinle
mi yönetiyorsunuz?
One minute sayın başbakan. One minute sayın muhalefet
lideri. Siz bizi salak mı sanıyorsunuz? Hadi diyelim %60’ımız salak sahiden,
ama geri kalan %40’a yazık değil mi yahu? Böylesine kesin hatlarla belirli bir
konuyu bile sulandırıyor, magazine çeviriyorsunuz.
Helal olsun size!
Bu üçüncü ya da arka sayfa muhabbetlerinin arasında bir
kanun çıkıyor, bir şeyler yasaklanıyor, bir şeyler değişiyor, bunlar kim bilir
nasıl uygulanacak, ne kadarı uygulanacak, kim uygulayacak, biz nasıl
öğreneceğiz?
Boşver. Canım sıkılıyor, daha yolum uzun, trafik yoğun. Cenk
Erdem’i açıyorum.
İşleri güçleri geyik yapmak olan dört insandan ikisi yıllardır
radyo programı yapıyor, bizleri güldürüyor.
Diğer ikisini ifade etmek için ise tek çarem var, o da üç
nokta...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder