TEM'den Olimpiyat ilk sapağına çıkış her zaman stresli gelir bana. Soldan giderken bir anda sağa geçmeniz gerekir, o sırada sağ taraftaki bağlantı yolundan çıkan araçlar da yolun soluna geçmeye çalışırlar.
Yavaş yavaş sağa doğru yöneldim. Önümdeki kamyonet çok ağır ilerliyordu. Sağ taraftan da araçlar geldiği için kamyoneti sollamaya karar verdim. Ben onu geçmeye çalışırken yan bağlantı yolundan çıkan arabalardan biri de sağdan sola kaçmaya çalışıyordu. Yanımda ilerlemeye başladı. Ben gaza bastıkça o da basıyordu.
Adama öyle sinirlendim ki, onun yüzünden sapağı kaçıracağım! Hayvan herif!
Bana yol vermesi gerekirken hala geçmeye çalışıyordu. Bu İstanbul trafiğinde şöförler neden böyle saygısız hale geliyorlardı?
Kazasız belasız sapağa girdikten sonra bir an aynada kendime baktım.
Yol vermeyen kimdi? O mu, yoksa ben miydim?
Zaten sağa girecekken bir araba sollamış ve sonra kendi yoluna geçmeye çalışan bir araca, bana yol vermiyor diye sinirlenmiştim!
Ama daha kötüsü, ben sağa geçerken benim de solumdan aynı yola girmeye çalışan başka birisi var mı diye hiç düşünmemiştim! Belki benim solumdan gelen bir başka araba da aynı şekilde bana küfrediyordu o sırada?
Adama kızarken kendimi öylesine haklı görmüştüm ki...
Acaba yaşamımız boyunca kendimizi "yerden göğe kadar haklı" gördüğümüz kaç olayda aslında haksızız?
Kaç tanesini, sonradan da olsa, farkedebiliyoruz?
Hayatımız boyunca kaç kez siyahı beyaz gördük ve bunun bedelini kimler ödedi?
Kimbilir...
9 Ağustos 2009
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)